17 Temmuz, 2018

StarFmHaber Beypazarının Sesi...
sağ1 reklam
sağ reklam

Mehmet KAYTANBIYIK’ın Kaleminden ”MUHARREM AYI VE AŞURA”

2013 yılı Hicri yılbaşı 4 kasım pazartesi günü başlangıç tarihidir,
 Toplumumuzda Muharrem ayı ve aşurenin bu anlamlı güne yüklediği ifade fazlaca manidar olup bazı kesimler tarafından kutsiyeti anlaşılamamaktadır. Toplumumuzun bir kısmı Muharrem ayını aşurelik anıp hatırlarken diğer önemli bir kısmı da matemlerle hüzünlerle yad etmektedir.
            Aşure Arapça on manasına gelen Aşara kelimesinin türetilmiş bir ismidir. Bugüne aşure denilmesinin sebebi de Hicri ayların ilk ayı olan Muharrem ayının 10. Gününe denk gelmiş olmasıdır. Hadis kitaplarındaki kaynaklara göre de aşure gününe bu ismin verilmesinin sebebi bugün de Cenab-ı Hak’tan on peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunmuş olmasıdır. Bu on ikram ve ihsandan dolayı aşure günü bütün ilahi dinler tarafından da kutsal addedilerek farklı hayır ve hasenatlarla değerlendirilmiştir. Ancak aşure günü bütün bu manevi berraklığın yanı sıra Kerbela gibi eşine bir daha rastlanmayan acılarla dolu bir olaya şahit olmuştur. Muharrem ayının 10. Gününde Peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin hiç de hak edilmeyen bir sebeple çok acı ve vehim bir şekilde şehit edilmiştir. İşte burada İslam adına çok ciddi bir kırılma meydana gelmiştir. Bir kısım insanımız bu günü aşure tatlıları ile değerlendirip yılda bir kez hatırlamakta diğer önemli bir kısmı da halen Hz. Hüseyin başta olmak üzere Kerbela’daki acıyı hissetmek 12 İmamların yaşadıklarını tatmak için Muharrem matemi tutarlar.
             Hz. Hüseyin Peygamber efendimizin bizzat ismini kendisinin koyduğu ve arkada kalacak olanlara da emanet ettiği sevgili torunudur. İmam Hüseyin döneminde siyasi bir şahsiyet olmanın ötesinde de önemli bir kimlik sahibidir. Şii Sunni tüm İslam kaynaklarında Ehlibeyt kavramı Kur’anın içerisinde kurumsallaştırıldığı Hemse-i Tayyibe dediğimiz beş pak zatın tertemiz olduklarını şikeden şaibeden uzak olduklarını referans göstermişlerdir ve de Resul-u Ekrem’in isimleri ile hepsini bir sayarak bir Aba-nın altında toplamış Ehlibeyt olarak da tescil etmişlerdir. Diğer bir manada da Ehlibeyt’i Resululllah ile beraber anmamız gerektiği işaret buyurulmaktadır. Resulullah efendimiz Namazımız içinde dahi onları selamlamayı işaret buyurduğunu da bilmekteyiz. Bir çok Hadis de alemin bu beş zatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığınıda okumaktayız.
             İmam Şafi’nin dediği gibi Ey Allah’ın Resul’unun Ehlibeyti sizi sevmek farzdır çünkü Allah bunu Kur-an da bildirmiştir. Size salat getirmeyenin Namazı hiçtir buyurmuştur Yüce Peygamberimiz bana kesik (ebter) Salavat göndermeyin Ehlibeytmi benden ayırmayın. Bana Salavatı tam getirin buyurmuşlardır.
             İşte yüceler yücesi Peygamberimizin işaret buyurduğu Hz. Hüseyin’den bahsediyoruz. Beş temiz insanın beşinci incisi Peygamberimizin kalbinin meyvesi Arşın küpesi,  cennetin Cennet gençlerinin efendisi denildiğinde o dönemde İmam Hüseyin’i yedi yaşında bir çocuk olarak biliriz.
              Hz. Hüseyin 57 yaşında şahadet şerbetini içmiştir, cennette ihtiyar yoktur herkes gençtir Hz. Hüseyin babası ve büyükleri hariç Cennetin Efendisi olarak tanımlanmaktadır. Karşısında ise Kur-an’nın lanetlediği SECERE-i Melun e diye nitelendirdiği Emevi zihniyeti vardır. Yüce Türk Milleti hiçbir zaman bu zihniyete hizmet etmemiş haydari karakterinin temsilcisi olmuş bu manada da millet olarak Ehlibeyt sevgisinde birleşmiştir.
              İmam Hüseyin’i bazıları kıyam eden bazıları da isyan eden gibi göstermektedir. İslam tarihi sağlıklı incelendiğinde gerçekler ortadadır. İmam Hüseyin’in Medine de ikamet ederken muaviye ölmüş muaviyenin ölümü resmi olarak halka duyurulmadan Medine valisine muaviyenin yiğeni olan Velide mektup gönderilerek İmam Hüseyin’in biat etmesini aksi takdirde biat etmeyenlerin kellerinin vurulması şeklinde bir emir yollanmıştır. İmam Hüseyin ise Medine de kan dökülmesin Müslüman Müslüman’a kıymasın diye Medine’yi terk ederek Mekke’ye gitmek zorunda kalmıştır. Fakat yezidin terör çetesi Hz.Hüseyin’i Mekke’de de  rahat bırakmamış her türlü eziyete maruz bırakılmıştır. Dört ay sonra Hz. Hüseyin Zilhicce’nin 8. De orayı terk ederek bile bile  ölüm için şahadet için  Kerbala’yı seçmiştir. Hz. Hüseyin bu zulmün karşısında dimdik durarak ilkeli tavizsiz kendisine yakışır bir şekilde İslam adına bir direniş sergilemiştir. Bu direniş İslam adına verilen en büyük mücadeledir. Ona teklif edilen biat’ın manasının İslam’ı yok etmek olduğunu bildiği için kendisini feda etmiştir fakat bu  durumda meşru bir hüküm olmadığı içinde uysal bir koyun gibi boynunu cellatın önüne koymamış mertçe yiğitçe meydana çıkarak savaşarak şehit olmuştur.  Her mümin bu olaya elbette üzülmüştür velakin Ehlibeyt’i sevenler ona tabii olanlar yaslarını matemlerini günümüze kadar tutmuş Ehlibeyt’inde takipçisi olmuşlardır, ancak yaşanan bunca acıları ve zulmü görmezden gelip hatırlamamak insan olarak bu acıyı hissetmemekte çok acı bir durumdur. Hicri takvimin birinci ayı olan Muharrem’in 1. Günü başlayan oruç başta Hz. Hüseyin olmak  üzere 12 İmamların aşkına 12 gün tutulmaktadır. Muharrem orucunda Hz. Hüseyin susuz şehit olması nedeniyle su içilmez kurban kesilmez traş olunmaz eğlence ve düğünlere ara verilir dünya zevklerinden uzak durulur. Akşamları Kerbelayı anlatan kitaplar okunarak mersiyeler söylenir, orucun bitiminde ise kurban kesilerek aşure çorbası yapılıp dağıtılır. Bu kesilen kurban ve pişirilen aşure ise  İmam Zeynel Abidin’in Kerbela’dan kurtulması ve Ehlibeyt soyunun devam etmesinden dolayıdır.
                 Peygamber efendimiz Muharrem ayında oruç tut çünkü bu Allah’ın ayıdır onda öyle bir gün vardır ki Cenab-ı Allah o günde bir kavmin tövbesini kabul etmiş ve o gündede, Başka bir kavmi affedebilir buyurmuştur. Yine Peygamberimiz aşure gününde tutulan orucun Allah katında o günden önce bir senenin günahlarına kefaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum demiştir. Cenab-ı Allah tuttuğumuz oruçlarımızı kurbanlarımızı ibadetlerimizi lokmalarımızı yüce katında makbül ve kabul eyler inşallah.
 
     Selam olsun  Hz. Hüseyin’e ve onun şahsında tüm şehitlerimize.
     Bedir den Kerbela’ya  Kerbela’dan Çanakkale’ye
     Çanakkale’den günümüze kadar bütün şehitlerimize selam olsun.

Benzer yazılar